Ben Mina Deniz Erensoy, Canan Teyze'm, madem site benim, benden de birkaç satır olsun istedi diye yazıyorum. Daha doğrusu ben söylüyorum, annem yazıyor.

İleride büyüyüp de okuma yazma öğrendiğimde, kendi hayatımı kendim yazacağım. Çünkü, derler ya " hayatımı yazsam roman olur."

Annemi ilk gördüğümde, üzerinde mavi bir gömlek vardı. O yaşlı gözlerle bana bakan bu kadın kim diye soruyordum kendi kendime ki,"benim güzel şeftalim" diyen sesini duydum. O an tanıdım onu. Beni içinde büyüten kadındı .Annemdi.

Yoğun bakım dönemine ait anlatacak annemle tanışmam dışında çok eğlenceli şeyler yok, sadece alçıcı amcanın tatlılığını, ( bana seni oğluma alacağım diye taahhüdleri olan yakışıklı amca), bana her gün süt getiren annemin beni koynuna alıp ninni söylemesini ve oradaki hemşire ablaların sürekli bir yerlerimi ölçmelerini hatırlıyorum.

Ama eve çıktıktan sonra, yaşamım çok renklendi. Geçirdiğim, beyin ameliyatını takiben ikinci hafta Palandöken'e gidişimizi, 9 aylıkken Paris'de Disneyland'ı gezdiğimizi, bir yaşımda olmadan Safranbolu'yu, bir yaşımı doldurduktan sonra da Bozcaada'yı gördüğümü söylemeden edemeyeceğim. Daha sonrasında ise, İzmir, Ankara, Balıkesir, Yalova gezdik durduk.

Bütün bunlar olurken, bir yandan büyüme çalışıyorum, diğer yandan annem beni sürekli o doktora bu doktora götürüp sürekli bir yerlerimi kontrol ettiriyordu.. Yok efendim, neden dişim daha çıkmamış, yok efendim, gözüm neden aşağı kayıyormuş, bilmem kaç aylık olmuşum hala şurdan buraya dönemiyormuşum falan filan.

Annemin evde dinlediği bir şarkı var, güzel sesli bir amca söylüyor. Ve diyor ki:

Her gecenin sabahı,
Her kışın bir baharı,
Her şeyin bir zamanı......

Konuşmayı bilsem, anneme derdim ki: Benim güzel annem, ne olur beni yapamadıklarımla değil, yapabildiklerimle değerlendir, bana biraz zaman ver, benim normal ve düzgün bir yaşam sürmem için elinden geleni yapıyorsun biliyorum, sen müsterih ol, ben de elimden geleni yapıyorum. Bak istersen sana neler yapabildiğimi bir hatırlatayım:

3 aylık olduğumdan bu yana gülüyorum, artık vara yoğa değil, komik çizgi filmlere bile gülüyorum..

13 aylıkken çıkan ilk dişim, seni nasıl sevindirmişti hatırlıyor musun? Şimdi o dişlerden tam 8 tane var, biliyorsun değil mi?

6 aylık olduğumdan beri, Sırtüstü yatarken, yüzükoyun dönebilmem için, aylarca uğraşmıştık, günler ve saatler boyunca masaj yapmıştınız bana, bak şimdi dönmek hak getire, evin içinde fıldır fıldır dönüyorum.

Bu çocuk ne zaman bir şeyi eline alacak diye ağlayışın dün gibi aklımda, ama sen unutmuşa benziyorsun, zira şimdilerde sürekli elleme kızım, onu ver bakim bana deyip duruyorsun.

Hiç unutmuyorum, daha bir kaç aylık bebektim, anneanneme bu çocuk görmüyor galiba bile demiştin, şimdilerde o muhteşem gözlüklerimi de taktıktan sonra, bana görünmeden iş çevirebilmek için sekiz takla atıyorsunuz, görüyorum da görmezden geliyorum.

Benim canım ailem, bu listeyi sayfalarca uzatmak mümkün ama anafikir değişmeyecek.

Ben özel bir kızım. Yapmam gereken herşeyi yapacağım ama zamanı geldiğinde, hazır olduğumda dahası canım istediğinde. O yüzden içinizi ferah tutun. Sizi çok seviyorum ve sizin gibi bir aileye sahip olduğum kendimi çok şanslı hissediyorum.

Şeftaliniz
Mina Deniz Erensoy




 Mina'dan
Annesinden
Handan Teyzesinden

Bu site en iyi İnternet Explorer 4.0 ve üstü versiyonlarda 1024*768 çözünürlükte izlenir.
Tasarım: Canan Çakır

 

 

Mina Deniz Erensoy' un Sayfasına Hoşgeldiniz.